11 Mart 2011 yerel saatle 14:46…

2 sene önce bugün Japonya,tarihinin en büyük depremiyle sarsılıyor.Oradayım,Tokyo’da… Ertesi gün (Cumartesi) için arkadaşlarla yapılan fikir alışverişi sırasında yakalıyor deprem beni.Birkaç gün önce yine şiddetli bir deprem yaşadığım için biraz daha tecrübeliyim,korkmuyorum fakat bu kadar şiddetli hissediyorsam belli ki merkez üssü Tokyo olan bir depremi yaşıyor olmalıyım. Bina ayaklarımın altından hafifçe kayıyor,arkadaşlarımla birlikte sokağa çıkıyorum ve taksinin hafif zıpladığını ve asfaltın baloncuk gibi şişip inişine deşhetle şahit oluyorum. Etrafta duyduğum konuşmalarsa biraz içimi ferahlatıyor “Daijōbu!” herşey yolunda..!

Dakikalarca deprem devam ediyor irili ufaklı.Artık sanki hiç deprem bitmemiş ve sürmeye devam ediyormuş gibi hissediyorsun… Herkes normal yaşantısına devam ediyor.Telefonlarla iletişim kesiliyor kısa bir süre fakat bu anlaşılabilir bir durum.1 saat sonra farkına varıyoruz… Tokyo’ya 250 km uzaklıkta tsunami olmuş ve çok büyük kayıp var… Yine de normal yaşam devam ediyor,tüm kanallarda haberler geçiyor,uyarılar yapılıyor.O gece metro hatlarında ki hasarı belirleme çalışmaları nedeniyle 20 km’lik yolu yürüyerek geçiyorum.İnsanlara bakıyorum,yüzlerine… Şaşkınlar! Hayatlarında ilk kez (evet ilk kez) böyle birşey yaşıyorlar ve uzun yürüyüş kollarıyla evlerine gitme derdindeler.Fakat hiçbiri ne bir sızlanma ne de olumsuz ruh hali barınıyor.Eve vardığımda hala artçı depremler devam ediyor, internette aileme ve dostlarıma iyi olduğumu kanıtlıyorum kamerayı açarak… Keşke arkamda ki perdeler ve kamera depremden dolayı sarsılmasaydı.Eminim daha iyi hissedeceklerdi.. .Ertesi günler mağazalarda ekmek ve su bulamıyorum,bunu dert etmiyorum çünkü ara sıra kesilen elektrik,metro seferlerinde ki azalma,bir an bile rahatlamama izin vermeden süren artçı depremler daha da önemlisi nükleer santralda ki üç reaktörün patlaması ve radyoaktif sızıntı canımı oldukça sıkıyor.Televizyonlarda artık sadece nükleer santralde ki söndürme çalışmaları ve ölüme giden itfaiyecileri görebiliyorum…

2 hafta sonra telefonuma bir çağrı düşüyor.Tokyo’da bulunan konsolosluğumuzda çalışan Basın Ateşesi tanıdığım Sinan bey arıyor.Söyledikleri hoş değil çünkü konsolosluk binasını radyoaktif sızıntı sebebiyle Tokyo’dan Kyoto’ya taşıyacaklarını bildiriyor.Benim hakkında duyduğu endişeleri ve ülkeye dönmem gerektiğini de ekliyor… Her geçen gün işler iyiye gideceğini umdukça her gün kötüye gittiğini farkediyorum ve kararımı veriyorum geri döneceğim…Bir hafta sonra da geri dönüyorum…

Geldikten sonra gelişmeleri,haberleri sürekli takip ediyorum. Tsunami’de yakınlarını,evlerini ve anılarını kaybeden insanların hayata nasıl umutla devam ettiğine şahit oluyorum.Geçen iki senede hayatları olabildiğince normale dönüyor,yaraları sarılıyor.Japonya depremden önceki ekonomik durağanlığını hızla kalkınmaya çeviriyor ve işleri yoluna koyuyor… Bu Japonlar zaten atom bombası yediklerinde de ayağa kalkmadı mı? Yine kalkıyorlar hemde daha güçlü bir şekilde,onlara yakışır şekilde..!

11 Mart sizler için ne ifade ediyor bilmiyorum ama benim için umudu ifade ediyor,yaşamı ifade ediyor ve asla pes etmemeyi ifade ediyor…

Hayatımın bir noktasında yine yollarımız kesişecek biliyorum…

O zamana dek kendine iyi bak Japonya!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s